Mr. Popper’s Penguins

Babamın Penguenleri klasik bir Jim Carrey filmi.  Çoluk çocuk ailecek gidilebilecek hem komik hem duygusal hem de çizgi film tadında bir film olmuş. Jim Carrey’i uzun zamandır seyretmemiştim, biraz yaşlanmış ama hala formundan bir şey kaybetmemiş.

Filmin konusu; 15 yıl evli kaldığı karısından boşanmış, ayrı yaşayan, 2 çocuğu olan ve haftanın belli günlerinde çocukları ile vakit geçirmeye çalışan iş kolik bir babanın hikayesi. Babasından miras kalan 6 penguen ile New York’ta bir dairede yaşayan daha doğrusu dairesini kış olimpiyatları alanına çeviren bir adamın çocukları ve karısı ile arasını düzeltmesi ve iş dünyasındaki durumu anlatılıyor özetle.

Çoğu insan hayvanları sever onları besler ama ya kafeste kuş ya da akvaryumda balık. En fazla kedi veya köpek besleyen vardır. Penguen besleyen pek bulamasınız. Buradaki asıl dikkat çeken konu New York’ta yaşayan bir adamın penguen beslemesi değil aslında. Evini penguenlerin yaşadığı ortama çevirmesi, merdivenlere kayak yapması, evin içini karla doldurması, kendini düşünmeyip evde palto ve kaşkol ile dolaşması. Kaç hayvan sever bunu yapabilir ki. Biz sadece uzaktan ya da belli sınırlar içerisinde hayvanları severiz. “Hayvan sevmeyen insan da sevemez” deniyor ama pek katılmıyorum ben buna. Bence insanın içinde sevgi olması yeter ve “yaratılanı sev yaratandan ötürü” felsefesine de sahipse bırakın hayvanları, her türlü yaratığı (yaratılmışı) sever en azından ona iyi davranır.

Her konuda ille eleştiri yapacak değilim bazen de bir konudan yola çıkıp öz eleştiri yapmak lazım. Bu seferlikte böyle olsun. Babamın Penguenleri’ni seyretmemiş olanlara mutlaka tavsiye ediyorum.

Entropi

 

Bu yazı toplam 3886 defa görüntülendi.
Entropi Logo