Fıkralarla Irkçılık !

Birçok arkadaşım, çok iyi fıkra anlatmama rağmen niye sayfama bir tek fıkra koymadığımı sormaktaydı. Şimdi zamanı geldi diye düşünüyorum. Öncelikle fıkralarda olan biten beni ilgilendirmez! sakın Nasrettin hocanın yada Temelin sözlerinden beni sorumlu tutmayın.

Gelelim ırkçılığa, kimse ben ırkçıyım demek istemez. Kendileri nasyonalist veya Milliyetçi tanımlarlar yada yenilerin deyimi ile ulusalcıdırlar ama genelde yapılan çoğu kez ırkçılıktır.

Size üç fıkra anlatacağım ilki İngiliz Irkçılığı ile ilgili, diğeri Alman ve sonuncusu benim biraz modifiye ettiğim bize ait bir fıkra.

Bir trende bir Japon, bir Finli , bir İngiliz ve yaşlı bir Pakistanlı aynı kompartımana düşer (Akbank reklamının çalıntı olduğunun kanıtı!) Herkes kendini övmeye baslar. Finli son model Nokia cep telefonu çıkarıp, görüntülü telefon görüşmesi yaptıktan sonra telefonunu atar, “bunlardan bizde çok zaten bunun yeni modelini geliştirdik” der. Japon altta kalmamak için hemen Sony marka laptopunu açıp kablosuz internete bağlanıp e-maillerini okur. Sonrada tutar laptopu camdan aşağı fırlatır. “Bizde bunlardan çok zaten bunun dokunmatik ekranlısı çıktı der” Birdenbire İngiliz yaşlı Pakistanlıyı tutar , kavrar ve trenin camından aşağıya atar. Diğerlerine söyle bir bakar ve “Bunlardan bizde çok, zaten bunun son kullanma tarihi dolmuştu” der.

Almanya da bir hastanede ayni gün üç bebek doğar, hemşireler işaret koymayı unuturlar. Bebekler karışır ve bunları nasıl ayırt edebiliriz diye düşünürler. Bebeklerden biri ırkçı bir alman çiftine, biri Yahudi ailesine ve sonuncusu da isçi bir Yugoslav ailesine aittir.

Doktorlar, bebekleri gözlemeye başlarlar, bebeğin biri sağ elini kaldırıp “Heil” der, diğer bir bebek korkar ve ağlamaya baslar ve bu sırada korkudan altını pisletir, bir diğer bebek ise bu pisliği temizler. (Aslında bebeğin ailesi Yugoslav değildi ama benim gönlüm orijinalini yazmaya izin vermedi).

Sonuncusu ise bize ait.

Temel ömrünün son günlerinde aşırı milliyetçi görüşler edinir hatta ırkçılığa kadar vardırır. Son günlerde akli dengesini bile kaybeder. Temel ölünce haliyle akli dengesi yerinde olmadığı için ne cennete ne de cehenneme gider. İkisinin arasında Araf’da kalır.

Temel kendi kendine şu cehennemi bir görsem der, bunun için meleklere sorar. Sebebini de cenneti görsem moralim bozulur hiç değilse cehennemi görüp moralimi düzelteyim der. Bu arada da hiçbir Türk’ün cehennemde olmayacağını sanmaktadır.

Melekler danışırlar , düşünürler ve neden olmasın derler. Temel, Cehenneme gittiğinde, her millet için ayrı bir kaynar kazan olduğunu ve bu kazanların başında da kazandaki yoğunluğa göre zebani bulunduğunu ve zebanilerin görevinin, kafasını çıkarıp kazandan kaçmak isteyenleri önlemek olduğunu öğrenir. Önce Almanlara ait odanın kapısı açar, içerisi tamamen dolu ve belki milyarlarca zebani kaçmaya çalışanları kazana geri itiyor, 2. kapı da İngilizler , ve sonra Fransızlar. Hepsi çok kalabalıktır milyarlara kişi ve zebaniler. Sonra Çinliler için olan devasa kazanı görür. İnanılmaz kalabalıktır kazan ve milyarlarca zebani. Bazi odaları gezdikten sonra Türkleri ve dava arkadaşlarını merak eder. Melekler bir kapı gösterirler. Temel sorar , kaç Zebani var içeride diye. Melekler güler ne zebanisi derler. Temel gülümser ve dünyadaki teorisinin doğru olduğunu ve hiçbir Türk ün cehennemde yeri olmayacağını düşünür. VE! Kapıyı bir açar ki!

O da ne bütün dost, akraba, yoldaş, ırkdaş, davadaş orada. Hatta Kürtler, Çerkezler ve diğerleri. Meleğe döner “ama belki de en kalabalık kazan burada! Niye hiç Zebani koymadınız?” der. Melekler güler ve “bu kazandakilerin hepsi birbirine düşman hiçbiri diğerinin çıkmasına müsaade ve müsamaha etmeyeceği için bu kazanda hiçbir sorun yaşamıyoruz” der.

Öyle bir kazanımız var ki bırakın cehennemi beklemeyi bunu dünyada yaşıyoruz. Hepimiz diğerinin açığını kollar olmuşuz, başarılar hasetlik adına törpülenmiş, takım çalışması yerini ekip çalıp-çırpmasına ve bozgunculuğa bırakmış. Ülke birkaç çeteye ve mafyaya emanet edilmiş ve biz olmuşuz sessiz çoğunluk..

Gerçek milliyetçiliğin manasını anlayanlar için bundan büyük ceza olabilir mi?

Saygılarımla.

Nuri Aslan

Bu yazı toplam 1463 defa görüntülendi.
Entropi Logo