Bir Millet Yaratmak !

Yaratmak kelimesi üzerine sanırım çok ağır eleştiriler alacağım. Ancak yazıyı okuyunca bu kelimeyi özellikle seçtiğimi anlayacaksınız.

Şimdi herhalde herkes bu yaratılan milleti soruyor kendine.. Evet ABD ve İsrail bir millet yaratma kararı almıştı.. Bu kararın aslında en az 50 yıllık hikayesi vardı. Menfaatler ve stratejiler böyle bir oluşumu zorunlu kılıyordu. Orta doğuda kutsal ve birazda altında petrol yatakları olan toprakların ele geçirilmesi için bir BOP (=Büyük Orta Doğu Projesi) düşünüldü. Bu topraklarda yaşayan göçebe aşiretlere önce aslında bir millet oldukları ve saf bir ırk oldukları masalı söylendi ve bu öğreti beyinlere kazındı. Hemen bir tarih uyduruldu, Yahudi kökenli bir Rus tarihçi hemen bir masal türetti. Nasname ve Rojname den alıntılar yapılarak ergenekon destanının yeni bir versiyonu türetildi. Bu milletin tarihi bir kahramanı olması gerektiği düşüncesi ile Demirci Kawa bu milletin ilk kurucusu seçildi. Bu arada bu milletin Anadolu’nun gerçek sahibi olan Medlerin soyundan geldiği ve hatta Hititlerin onların ataları olduğu anlatıldı. Aşiret topluluğundan ibaret olmaları çok büyük bir avantajdı aslında. Gerçi bu aşiretler arasında büyük farklılıklar vardı hatta konuştukları diller bile farklıydı ama olsun bunlar ufak ayrıntı idi. Düşünün yaklaşık 30 milyonluk bir nüfusu yönlendirmek için sadece 200 -250 aşiret reisini kendi tarafınıza çekmeniz yeterli idi. Aşiret reisleri 10 binlerce kişi adına karar alıp uygulatabiliyordu. Gerçi bunu Türk siyasi sistemi de hissetmişti, aşiret reisleri bir gün A partisinde bir gün B partisinden milletvekili olabiliyordu. Yaptıkları yolsuzluklar ve suçlar ise oy kaygısı ile hep görmezlikten geliyordu.

Zamanla bu toplulukların konuştukları dil yazılı hale getirildi. 4 (Irak, Türkiye, İran ve Suriye) ülkede yaşayan farklı aşiretlerin aslında bir milletin fertleri olduğu anlatıldı. Bu inançlı insanların , kimse bir gün siyonizmin uşakları olacağını düşünemezdi. Bu aşiretlerin içinden yüzlerce büyük din alimi ve peygamber efendimizin soyundan gelen seyyidler çıkmıştı. Bu nasıl çelişkiydi? Madem peygamber (SAV) efendimizin soyundan geliyorlardı? Arap olmaları gerekmez miydi? Konuştukları dil ise daha ilginçti, içinde hem Türkçe, hem Farsça hem Arapça, hem Ermenice hatta Hintçe kelimeler vardı. Saf bir dilden ziyade bir karışımdan ibaret idi. İsrail ise boş durmamıştı bu arada, bu milletin aslında İsrailoğullarının 12 kabilesinden biri olduğunu ve Zazaların aslen ibrani olduklarını anlattılar. Daha da ileri giderek Kürt Sabetaylarını iktidara taşıdılar. Evet bu milletin başında Yahudi kökenli Barzani ailesi vardı. Hedefe giden yol kısalmıştı. MOSSAD ajanları cirit atıyordu. Bu 4 ülkeyi kısmen kapsayan kutsal topraklara ise artık açıkça Kürdistan deniyordu. Bu arada Avrupa bu olan bitene ilgisiz kalmadı. Önce Almanlar aslında bu milletin Arjani ırktan olduğunu dolayısı ile kendileri ile kardeş olduğunu öne sürdüler. Ari ırkın mensupları olan ataları Germenler Hindistan’dan gelirken seyahatleri sırasında yorulmuşlar ve bu bölgeye yerleşmeye karar vermişlerdi. Kendileri inandılar mi bilinmez ama menfaatler bunu gerektiriyordu. Hem bu icat edilen milletin konuştukları dilde yüzlerce Hintçe kelime vardı.. (“Nan”=ekmek gibi.) Bu arada Fransızlarda bos durmadı orta doğudaki petrol yatakları düşünülerek bu milletin hamiliğine soyundular. Birden bire bir millet yaratılmış ve mazlum olduğuna inandırılmıştı. Dünyada 3. mazlum millet keşfeldilmisti (Yahudiler ve Ermenilerden sonra). Senaryonun 2. kısmı ise başkaldırıydı. Önce Türkiye içindeki sabetaylar daha önce ırkçılığa dayalı Türkçü düşünceleri olan bir “orangutana” ateist ve Marksist bir örgüt kurduruyordu. Oysa bu adam doğru düzgün bu “yaratılan” milletin dilini bile bilmiyor. Örgütünü bile Türkçe yönetiyor. Suriye ve Iranda da benzer organizasyonlar tekrarlandı, ama en büyük çalışma Kuzey Irak ta yaşandı. Tam bir “tavsan kaç tazı tut oyunu” oynandı. Bu sonradan olma millet özellikle MOSSAD ajanları tarafından Kuzey Irak ta kışkırtıldı. diğer yandan ise Saddam adındaki diktatöre her şey serbest mesajı verildi. Sonuçta Halepçe katliamı ile günahsız onbinler hayatini kaybetmiş ve batinin ürettiği kimyasal silahların etkinliği test edilmişti. Bu katliamdan sonra birden hümanistleşen Siyonist güçler bize Irak sınırlarımızı açma emir vermiş ve Kuzey Irak ve güneydoğu Anadolu’yu kapsayan bir “çevik güç” alanı ile bu millete kısmi bağımsızlık vermişti.

Sonrası? Galiba bu filmin bu güne kadar olan kısmını hep beraber izledik ve seyirci olarak da izlemeye devam edeceğiz. Bu güne kadar ayrılık gayrilik gütmeyen Türkler ve Kürtler bugün karşı karşıya getiriliyor. Çanakkale’de, İstiklal harbinde şehit düşen atalarımızın ise bu olanlardan dolayı kemikleri sızlıyor. Kürt halkı o kadar cahil bırakıldı ki, gittiklerin yolun kime hizmet yolu olduğunun farkında değil, satın alınan aşiret reislerinin söyledikleri onlar için emir, tartışmıyor düşünmüyorlar. Dağlara gönderdikleri kızlarının tecavüze uğramaları onlar için önemsizdi, oğullarının telef olması karşısında ise Aşiret reislerinin oğlun şehit oldu masalına inanmak düşüyor. Ateist Marksist örgüt yandaş gazetelerine şehit ilanları verip mevlitler okutuyordu dağlarda telef olan zavallılar için. Tam bir feodal yapı, ortaçağdan farksız. Aşiret reisi ve yakınları paralı üniversitelerde okuyup görünüşte bu milleti temsil ediyor, milletvekili olup açıkça her türlü kanunsuzluğu yapıyor hatta bölücü örgütün sözcüsü oluyor. Ortada oynanan oyunun yönetmeni ise Siyonizm. Sonuç ise Nil ve Fırat arasındaki vaad edilmiş kutsal toprakların ele geçirilmesi.

Ve son perde! ABD 18 ay içinde bu senaryonun son aşaması olarak İran ve Suriye’ye saldıracak. Sonrası İsrail ve ABD ye bağlı Büyük Kürt devleti! Ve bizden talep edilecek topraklar.

Allah bu oyunu bozmak için hepimize akıl, fikir ve güç versin. Irkçı olmadan milliyetçi, kavgacı olmadan mücadeleci, teslimiyetçi olmadan toleranslı olmak zorundayız.

Saygılarımla.

Nuri Aslan

Bu yazı toplam 2101 defa görüntülendi.
Entropi Logo